İyi bilinsin ki! Da'vet sahibi o mahallin müvekkellerini da'vet edip ele geçiremezse, bu babda maksat hasıl olmaz. Şehirde, köyde ve hepsinde bir müvekkel melek vardır ki, o cinler müvekkel meleğe mahkûmdur.
Bil ki!
Cinlerin padişahı, vezirleri, kadıları, beylerbeyleri, vaizleri, hatipleri, hesap yapıcıları, müderrisleri, öğretmenleri ve casusları vardır. Bunları da'vet edip, yanında hazır ettikten sonra, o müvekkel meleği da'vet edersin. Müvekkel melek gelince şöyle dersin:
''Ey müvekkel olan melek! Bana bir Cin ulusu lazımdır. Ya vezirden, ya Kadıdan, ya Vaizden, ya müderristen, ya muhtesibten, ya şahından veya gayrisinden bir müvekkel Cinni istiyorum.''
O müvekkel olan melek, taleb ettiğin müvekkeli verir. Eğer istersen; Melik Cinniyi yanında hazır eder ve bunlardan hacet dilersin.
Bunun için;
Üç gün oruç tutup dördüncü günü büyük bir dağa veya daha önce açıkladığımız gibi büyük bir evde mendil bırakırsın. O mendilin dairesi bir kâr sıfat olmalıdır. O mendilin etrafında Ayetel kürsi yazılı olmalıdır. Da'vet sahibi o mendilin ortasına oturmalı ve buhurunu yakmalıdır. Kendi kitabını önüne koyup, bir kılıç ile bir harbe alıp, ikisinide kınından çıkarıp, koymalı ki, devlerden emin olur. Çünkü devler ve cinler harp aletlerinden korkarlar. Bundan sonra Periler Ezanını okursun.
Beriyyan/Periler Ezân-ı
مالَحْ
مالَحْ شلْهوي شلهوبي كالَكلْبوُي كالَكلْبوى ما هَمْ ما هَمْ مهالَـكَى مهالَـكَى
قُرَبْ قُروبْ حُبَكَمْ حُبَكَم حامندي برب التوحيد وبرَبيِّ يوُحَده وبرَبى ياس
والقران الحكيم ابا محمدٍ سيد المرسلين
اُحضرونى واطيعونى
Ondan sonra Ahidnâme-i Süleyman bin Davudu yedi (7) defa okur ve okurkende buhurunu yakarsın. Daha sonra her ne dilersen hacetini istersin. Her defasında Süleyman bin Davudu okur ve başını açarsın.
Her defasında da Süleyman bin Davudu okuduğun zaman Allah Teâlâ’ya secde edersin.
Bilki!
Ahidnâme-i Süleyman bin Davud okunmazsa davet etsen bile davete icabet etmezler ve Melik Cinni gelmez.
Nitekim Ayetel Kürsi okunmayınca Müslümanların melikini da'vet etsen, da'vete icabet etmez ve gelmez. Ahidnâme-i Süleyman bin Davud okunmayan da’vete müvekkel melik gelmez.
Ahidnâme'nin gerçeği dünyada az bulunur. Bu Ahidnâme-i Süleyman bin Davud'un yıllarca dersini çekip otuz (30) yılda bulduk ve tecrübe ettik.
Allah Teâlâ’ya hamdolsun rast geldi. Gerektir ki; Cinlerden sana muti olmak istemeyen ve da’vet sahibine zarar vermek isteyen Cinniyi müvekkel meleğe şikâyet edersin. Müvekkel Melek o cinniye ceza verir veya sahibine zarar vermek isteyen Cinniyi müvekkel meleğe şikâyet hak eder.
Da'vet sahibi olan kimse bu Ahidnâme-i Süleyman bin Davud'u kesinlikle bilmesi lazımdır. Ahidnâmesiz da'vete gelmeleri kesinlikle mümkün değildir. Aşağıda gelecek olan Ahitname-i Süleyman azim olup, özellikle aziz tutmak lazımdır.
**
Hakk Sübhanehü ve Teâlâ’nın yüce isimleri bunun içinde zikir edilmiştir. Dünyada bu Ahidnâmeye sahip olmak lazımdır. Sahip olduktan sonra gerisi kolaylıkla olur. Bu fakir hatasız olarak bir harfini bile gizlemeden tamamen eksiksiz olarak yazdım ki, bu kitaba sahip olan kimseler asla zorluk çekmesin. Bu kitabın mütercimi olan ben Firdevsi fakiri ve kitabı yazanı hayır duadan mahrum bırakmasınlar.
Hakk Teâla hazretleri Ervah'ıda değişik olarak yaratmıştır. Bazı ervah müsliman, bazı ervah cehüd (Yahudi), bazı ervah tersa (Hiristiyan), bazıları Nasrani (Hristiyanlığa bağlı), bazıları güneşperest, bazıları putperest, bazıları ateşperest ve bazılarıda Yezdan perest (Zerdüşt) tir. Ervahın içinde melikler olup, o meliklerin vezirleri, (Bakanları) kadıları (Yargıçları) müderrisleri (Öğretmenleri) muhtesibleri (Aşayiş ve kamu görevlileri) hatipleri, casusları ve tercümanları vardır. Bu ervahın makamlarıda değişik olup, bazıları havada, yer altında, büyük dağlarda, harap olmuş değirmenler içerisinde ve hamamlarda olurlar. Bazıları denizlerde, bulutlarda, kabirlerde, su yüzünde, ocaklarda, fırınlarda ve yanık yerlerde olurlar. Bazı ervah ise müvekkeldir. Bazı ervah’ta vahşilerle, uçucularla, aslanlarla, ejderhalarla, yırtıcı hayvanlarla ve deniz hayvanları ile beraber olurlar. Bazı ervah Kaf dağında, acaib ve garaib yerlerde olurlar. Bazı ervah ise binalara ve mescidi şeriflere müvekkeldir. Kabe-i şerif, Kudusi şerif, Medine-i münevvere ve mübarek mekanlar gibi diğer yerlerde ervah ile doludur. Bir kimse bir mekanda hastalansa, o mekanın müvekkellerini da'vet sahibi olan kimse o hastanın şifası için da'vet edip, Ahdi Süleymani okuyarak kasem verse, Allah Teala hazretlerinin izni ile hasta şifa bulur. Örneğin: Da'vette "Ya sahibet tennur vel hammam" deyip kasem verse, tabaiyyet sahibi olan kişiyle münasebette tekrar da'vet terkib edip kıraat etmelidir.
2b-3a
Ahidnâme-i Süleyman bin Davud budur:
بسم
الله الرحمن الرحيم
واللهُ
على ما نقول وكيلٌ وعاهدْتكُم بعهد الله وميثاقه واسمائه المقدَّسَةِ بكلمات الله
التامات وبعزته وسلطانه وجبروُته وطاعته فى خلقِه وعظمته وعرشه وكرسه وارضِه
وسماواته وجنَّته وناره فَـخـَلـفتم
لسليمان ابن داود عليه السلام انْ لا يخالفَ عهدَك ولا ميثاقِكم ولا عن ما
يَنـْزَل الله اليك من اسمائه المباركة المْـَيْمونَة المقدسة انْ لا يعودَ بشيء
مِن معصيتك بعده يومِنا هذا وذلك اليوم من
اوله الى منتهى فاذْكروها هذه العهدة وهذا اليومِ الذي عاهدْتم بنبي الله بيْننا
وبينكم كفيل و وكيل وهذه يطالبكم منكم اَنْ انتم منكم ان انـتم خلفـتم العهد من بني آدم وبنات
حوَّاء اوْ يُـخالف احَدٌ من جيشكم على ان
تاخذوه اعلى بَرِيته فاُخذيتم بذلك وقُلتم سميعنا واطعنا لهذا الملك المسلَّط
علينا وبخاتم السحر التي سَخِّر لنا لها و اقرَرْنا بذلك
فيفطوسْ
و مبوسْ و اوبوسْ و اوبس و لسطينابَسْ
فاِنىِّ خلقنا عهدك واثره في جميع بني ادم وبنات
حوَّاء فانت في حلِّ مينا ومن ديمائنا واشعارنا وابشارنا لحومِنا عندك ولا يعْفيكنا
من بعدنا وبعْدك وخاتَم سليمان بن داود عليه
السلام على الجن والشياطين من الاسلام على الجن والشياطين والغيلان السحرةُ وام الصبيان وبحرمة الايات و هذه العهد وللدعوة ولا حول ولا قوه الا
بالله العلي العظيم
Rahman ve Rahim olan
Allah'ın adıyla. Allah şahittir ki, söylediklerimize şahitlik eder. Ben sizinle
Allah'ın ahdi ve vaadiyle, kutsal isimleriyle, Allah'ın kusursuz sözleriyle,
kudreti, gücü ve egemenliğiyle, yaratılışındaki itaatiyle, büyüklüğüyle, tahtıyla,
tahtıyla, yeryüzüyle, göklerle, cennetle ve cehennemle bir ahdim. Siz, Davud
oğlu Süleyman'a (aleyhisselam) ahdinizi ve vaadinizi bozmayacağına, Allah'ın
size bildirdiği mübarek, hayırlı ve kutsal isimlerine karşı gelmeyeceğine dair
söz verdiniz. Bu günden itibaren, başlangıcından sonuna kadar, size karşı
hiçbir itaatsizlik eylemine geri dönmeyeceğine dair söz verdiniz. Allah'ın
Peygamberi'ni kefil ve koruyucumuz olarak kabul ederek yaptığınız bu ahdi ve bu
günü hatırlayın. O, sizden şunu istiyor: Ey Âdem oğulları ve Havva kızları,
eğer ahdi bozarsanız veya ordunuzdan biri itaatsizlik ederse, onu
yaratılışından koparacaksınız. Siz de buna kapıldınız ve "İşittik ve itaat
ediyoruz" dediniz. Bu kralın üzerimizde gücü var ve bize boyun eğdirdiği
sihirli yüzükle bunu kabul ettik...
Çünkü biz sizin ahdinizi
ve onun etkisini Âdem oğullarının ve Havva kızlarının tümüne yarattık. Siz
bizden münezzehsiniz ve kanımız, saçımız, derimiz, bedenimiz sizinle
birliktedir. Biz de sizden sonra ve sizden sonra sizden münezzeh olmayacağız.
Davud oğlu Süleyman'ın (aleyhisselam) mührüyle, cinler ve şeytanlar üzerine,
İslam'dan cinler ve şeytanlar ve hortlaklar üzerine, büyücüler ve çocuk
anneleri üzerine, ayetlerin kutsallığı ve bu ahdin ve çağrının kutsallığıyla,
Allah'tan başka güç ve kuvvet yoktur.
Çünkü biz, Âdem
oğullarının ve Havva kızlarının tümüne senin ahdin ve onun etkisini yarattık.
Sen bizim rüyalarımızdasın ve kanımızdan, saçımızdan, derimizden, bedenimizden
sana aitsin. Bizden sonra ve senden sonra da senden muaf olmayacağız. Davud
oğlu Süleyman'ın (aleyhisselam) mührü cinler ve şeytanlar üzerinedir; İslam'dan
gelen mührü de cinler, şeytanlar, hortlaklar, büyücüler ve Ümmü Sibyan
üzerinedir. Ayetler ve bu ahit ve çağrı kutsallığına yemin olsun ki, Allah'tan
başka güç ve kuvvet yoktur.
Yorumlar
Yorum Gönder